Ataol Behramoğlu

Ataol Behramoğlu

Share

Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from Ataol Behramoğlu, Author, beltas cafe rest ortakoy, Istanbul.

Ataol Behramoğlu yazdı : Ege’den seslenen şiir | Cumhuriyet 29/04/2026

https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/ataol-behramoglu/ege-den-seslenen-siir-2499343?fbclid=IwZnRzaARezJFleHRuA2FlbQIxMQBzcnRjBmFwcF9pZAo2NjI4NTY4Mzc5AAEe1sBloraqwr8fUGijtGtPS0nangY6OZcNmdxUMgVMTfjx9Hfor3U9oGzSvS8_aem_b0vG3BHeFGQ8G9K0dexAcg

Ataol Behramoğlu yazdı : Ege’den seslenen şiir | Cumhuriyet Doğma büyüme Egeli şair Hüseyin Yurttaş (1946, Foça’nın Kozbeyli köyü) son dönem şiirlerini “Susuyor Şimdi Zaman” adıyla geçen yıl kitaplaştırdı (Tekin Yayınevi). Çıktığı yıl temmuz ayında bana imzaladığı kitap o günden beri yanımdan, çalışma masamdan eksik o...

Ataol Behramoğlu yazdı : Marksizmi yeniden okumak (2) | Cumhuriyet 15/04/2026

https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/ataol-behramoglu/marksizmi-yeniden-okumak-2-2495258

Ataol Behramoğlu yazdı : Marksizmi yeniden okumak (2) | Cumhuriyet Çağdaş Marksist düşünür, Fransız Komünist Partisi’nin bir dönem önde gelen akademisyen sözcüsü Louis Althusser ’den (1918-1990) bir şey okumamış olmam, kendisi bugün bir zamanki popülerliğine sahip olmasa da kuşkusuz büyük eksikliktir. Marx İçin, Lenin ve Felsefe, Kapita...

Repost @hatirlatalim

Bazı insanlar vardır… 
Kelimeler onları anlatmaz, onlar kelimelere yön verir. Çatalca’da dünyaya geldi. Babasının görevi nedeniyle çocukluğu Kars’ın sert soğuğunda, sonra Çankırı’nın daha dingin sokaklarında geçti. Daha ilkokul sıralarında kelimelerle kurduğu bağ, sıradan bir çocuğun oyunundan çok daha fazlasıydı. Ortaokul yıllarında karalanan dizeler, 17 yaşında “Melankoli” ile bir eşiğe dönüştü. İlk şiirlerini “Ataol Gürus” adıyla yazarken, aslında kendi sesini arıyordu. 

1960’larda Ankara’da üniversite sıralarında bu ses belirginleşmeye başladı. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde Rus dili ve edebiyatı okurken sadece bir öğrenci değildi artık. Düşünüyordu, sorguluyordu, yazıyordu. Şiirleri dergilerde yayımlandıkça adı da yavaş yavaş duyulmaya başladı. 

“Bir Gün Mutlaka” dediğinde, bu sadece bir kitap adı değil, bir kuşağın umudu oldu. Sonra hayat onu uzaklara savurdu. 1970’lerde Paris ve Moskova… Sürgün gibi görünen bu yolculuklar aslında onun şiirini büyüttü. Paris’te Louis Aragon ve Pablo Neruda ile tanıştı. Moskova’da Rus edebiyatının derinliklerine daldı. Şiiri artık sadece duyguların değil, dünyanın da dili olmuştu. Türkiye’ye döndüğünde hem üretmeye hem de mücadele etmeye devam etti. Tiyatrolarda çalıştı, dergiler çıkardı, şiir kitapları yayımladı. 

Ama hayat her zaman kolay değildi. 1980 sonrası yaşananlar, gözaltılar, yasaklar, sürgünler… Onu durdurmadı. Aksine, şiirine daha fazla gerçeklik, daha fazla insan kattı. Yıllar geçti… Bir öğretmen, bir çevirmen, bir aydın oldu. İstanbul Üniversitesi ve ardından başka üniversitelerde öğrenciler yetiştirdi. 

Cumhuriyet Gazetesi sayfalarında düşüncelerini paylaştı. Onun şiiri sadece bireysel değildir. Aşkı anlatır ama memleket kokar. Ölümü anlatır ama umut bırakır. Anneyi, gurbeti, özlemi anlatır ama herkes kendinden bir şey bulur. Belki de bu yüzden dizeleri ezberlenir, paylaşılır, yaşar. 

Bugün hâlâ yazan, düşünen, üreten bir isim o. Çünkü onun için hayat, “yaşama sevinci”nden ibaret. Ölümü bilir, ama yaşamayı seçer. İyi ki doğdun @ataolbehramoglu 🎂❤ 

Kelimelerinle kurduğun o dünyada hâlâ yürümeye devam ediyoruz. 14/04/2026

https://www.instagram.com/p/DXGkLJFDISB/?igsh=OGhpNzNyOHg4aHJy

Repost @hatirlatalim Bazı insanlar vardır… Kelimeler onları anlatmaz, onlar kelimelere yön verir. Çatalca’da dünyaya geldi. Babasının görevi nedeniyle çocukluğu Kars’ın sert soğuğunda, sonra Çankırı’nın daha dingin sokaklarında geçti. Daha ilkokul sıralarında kelimelerle kurduğu bağ, sıradan bir çocuğun oyunundan çok daha fazlasıydı. Ortaokul yıllarında karalanan dizeler, 17 yaşında “Melankoli” ile bir eşiğe dönüştü. İlk şiirlerini “Ataol Gürus” adıyla yazarken, aslında kendi sesini arıyordu. 1960’larda Ankara’da üniversite sıralarında bu ses belirginleşmeye başladı. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde Rus dili ve edebiyatı okurken sadece bir öğrenci değildi artık. Düşünüyordu, sorguluyordu, yazıyordu. Şiirleri dergilerde yayımlandıkça adı da yavaş yavaş duyulmaya başladı. “Bir Gün Mutlaka” dediğinde, bu sadece bir kitap adı değil, bir kuşağın umudu oldu. Sonra hayat onu uzaklara savurdu. 1970’lerde Paris ve Moskova… Sürgün gibi görünen bu yolculuklar aslında onun şiirini büyüttü. Paris’te Louis Aragon ve Pablo Neruda ile tanıştı. Moskova’da Rus edebiyatının derinliklerine daldı. Şiiri artık sadece duyguların değil, dünyanın da dili olmuştu. Türkiye’ye döndüğünde hem üretmeye hem de mücadele etmeye devam etti. Tiyatrolarda çalıştı, dergiler çıkardı, şiir kitapları yayımladı. Ama hayat her zaman kolay değildi. 1980 sonrası yaşananlar, gözaltılar, yasaklar, sürgünler… Onu durdurmadı. Aksine, şiirine daha fazla gerçeklik, daha fazla insan kattı. Yıllar geçti… Bir öğretmen, bir çevirmen, bir aydın oldu. İstanbul Üniversitesi ve ardından başka üniversitelerde öğrenciler yetiştirdi. Cumhuriyet Gazetesi sayfalarında düşüncelerini paylaştı. Onun şiiri sadece bireysel değildir. Aşkı anlatır ama memleket kokar. Ölümü anlatır ama umut bırakır. Anneyi, gurbeti, özlemi anlatır ama herkes kendinden bir şey bulur. Belki de bu yüzden dizeleri ezberlenir, paylaşılır, yaşar. Bugün hâlâ yazan, düşünen, üreten bir isim o. Çünkü onun için hayat, “yaşama sevinci”nden ibaret. Ölümü bilir, ama yaşamayı seçer. İyi ki doğdun @ataolbehramoglu 🎂❤ Kelimelerinle kurduğun o dünyada hâlâ yürümeye devam ediyoruz.

Want your public figure to be the top-listed Public Figure in Istanbul?
Click here to claim your Sponsored Listing.

Category

Website

Address


Beltas Cafe Rest Ortakoy
Istanbul