Emine Pişiren
"Mutlu olmayı erteleme. Zira canın istediği zaman ölemezsin, ama mutlu olabilirsin!"
_Emine Pişiren_ SİZDEN ÖNEMLİ BİR RİCAM OLACAK. KEYİFLİ SEYİRLER.
08/04/2026
SESSİZ ASALET (1)
Hakikat, alkışlanmak için değil, yaşanmak içindir; zira alkış geçicidir. Çünkü alkış, kalabalığa muhtaçtır; o gürültüyü öyle bir sever ki sormayın. Çünkü alkış egoyu besler.
Erdemli insan ise koca bir kalabalık yerine "tek bir kalp bile yeter" diyebilendir.
Bir insanın kendi derinliğinden gelen o eşsiz ses;
“Ben bugün başka bir şey anladım…”
Ya da,
“Demek ki seviyor ve seviliyormuşum…”
diyebilmesi, yüreğin akla fısıltısıdır.
Bu fısıltı, aslına rücu eden bir ruh için koca bir ömre bedeldir. Çünkü o ruh artık sayılarla değil, derinlikle ilgilenir.
Bunun adı, sessiz asalettir.
Bu asaleti ruhunda taşıyanların kişilik rengi berraktır: İyilik yapıp adını anmazlar, rehberlik edip sahiplenmezler. Bir yüreğe dokunup iz bırakır ama görünmeden etki ederler.
Onlar, varlığın ruhsal yerçekimi gibidir; kimse onları görmez çünkü onlar görülmeyi değil, hissedilmeyi seçerler. Oysa her şey, onların sağladığı o gizli dengeyle ayakta durur.
Sessizce bu dünyadan göç ettiklerinde, arkalarından kurulan cümle bir şudur:
“O gün belki anlaşılmadı ama bugün bize köprü oldu; onun sayesinde yürekten yüreğe ulaşabiliyoruz.”
İşte sessiz asaletin zamansız boyutu burada başlar. Böyle ruhlar, yaşadıkları çağın hızına ayak uydurmaz, kalabalıkların dilini konuşmazlar.
Hakikati, zamanın ötesinden bir dille fısıldarlar. Bu yüzden çoğu zaman ya dünyaya erken gelirler ya da çok geç anlaşılırlar; ama mutlaka bir gün, birinin kalbine "cemre" gibi düşerler.
Ömer Hayyam’ın rubailerinin yüzyıllar sonra hâlâ içimizi titretiyor olması, bu zamansızlığın en zarif kanıtı değil midir?
Peki, sessiz asaletin bir bedeli var mıdır?
Elbette...
Bunu bir sonraki yazımda kaleme alacağım.
Şimdilik, Halil Cibran’ın ruhun derinliklerine ayna tutan o muazzam sözüyle veda edelim:
"Sessizlikte, sözcüklerin bile bilmediği bir şifa vardır."
Sevgiyle...🌹
Emine Pişiren/ Akçay
12/03/2026
DİRENİŞ
Ben;
Rüzgârın yönünü ezberlemiş
Ama hiçbir fırtınaya boyun eğmemiş bir kadınım.
Yıllar geçti üzerimden
Ama hiçbir yıl,
Yüreğimin sesini susturamadı.
Ben, bir çağın kapanışında doğdum.
Ne lüksüm vardı ne de kaçacak bir gölgem...
Ama onurum vardı:
Bir mendil gibi yıpransa da asla kirlenmeyen.
Ben, varlıkla yokluğun arasında
İnce bir çizgide yürüdüm.
Bazen o çizgi bir jilet kadar keskindi;
Yine de geçtim üstünden çıplak ayakla.
Çünkü düşmekten korkmadım:
Dizlerim yara aldı ama kalbim dimdik kaldı.
Ve son olarak derim ki;
Bizim kuşağımız; yokluktan şükür,
Açlıktan paylaşma, acıdan karakter yoğurmuş bir nesildi.
Biz, hayatın ağırlığını bilerek büyüdük.
Ve öğrendik ki;
Ağlayan bir kadının gözyaşında bile
Soylu bir direniş saklıdır.
Emine Pişiren/ Akçay
" Dünya 8 Mart Kadınlar Gününe Özel..."
Click here to claim your Sponsored Listing.
Category
Contact the public figure
Address
Izmit